“Başkanlık” diyenler, önce bombalı ölüm tuzaklarının ve sözde çözüm süreci ile çıkardığı yangının hesabını vermelidir!

Alıştıracağız demişlerdi. Alıştırdılar!..

En son Van’da birisi binbaşı olmak üzere 6 askerimizi, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK’nın bombalı ölüm tuzağı ile şehit verdik

Artık şehit gelmesi rutine bağlandı.

Her gün vatan evlatlarını, dönemin Başbakanı’ın “gerekirse baldıran zehiri içerim” diyerek başlattığı sözde çözüm süreci sayesinde kurulan bombalı ölüm tuzakları ile şehit veriyoruz.

Evlere ocaklara bir taraftan şehit ateşi düşerken, diğer taraftan halk açlık ve yoksulluğun ateşinde yanmakta ve toplumumuzda sosyal patlamanın habercisi olan bir cinnet hali görülmektedir.

TÜİK’in yaptığı hepimizi, herkesi dehşete düşüren araştırmaya göre Türkiye’de her üç çocuktan birisi yatağa aç girmektedir.

Çocuklar yatağa aç girerken ebeveynlerinin, abilerinin ve ablalarının yatağa tok girdiği düşünülemez değil mi?

Sosyologlar, psikologlar ivedi olarak sahaya sürülmeli ve en azından Suriye’li mülteciler için harcandığı söylenen kadar bir kaynak da bu ateşin sönmesi için kendi vatandaşlarımıza harcanmalıdır.

Her geçen gün artan kredi kartı ve tüketici kredileriyle ilgili bankaların pençesinden ve icra baskısından milyonlarca vatandaşımız kurtarılmalıdır.

Vatandaşlarımızın kredi ve kredi kartı borcu ile ilgili mağduriyetleri giderilmeli. Adil ve kalıcı bir düzenleme ile vatandaşlara nefes aldırılmalıdır.

Evlerin, ocakların ve ailelerin dağılmaması için devlet ivedi olarak tedbir almalıdır.

CIA Orta Doğu ve Türkiye Uzmanı Henri Barkey, yıllar önce Utah Üniversitesi’ nde verdiği “Felaketle Flört” başlıklı 12 sayfalık konferans metninin içinde, “AKP eliyle TSK’yı kafesledik!” demişti.

Dönemin AKP Genel Başkanı ve Başbakanı olan kişi, CIA Ajanı Henri Barkey’in Utah Üniversitesi’nde yaptığı müthiş itirafla ilgili Henri Barkey’i tekzip eden bir açıklamada bulunmamıştır.

Başkanlık’tan önce, CIA ile birlikte bu gün başkomutanı olduğu TSK’nın gerçekten AKP eliyle kafeslenip  kafeslenmediği konusunu aydınlığa kavuşturmak zorundadır.

Bölücü terör örgütü PKK’nın silah stokladığını, yığınak yaptığını bildiklerini ve buna rağmen sözde çözüm süreci sekteye uğramasın diye ses çıkarmadıklarını ve “Valilere PKK’ya operasyon yapılmaması için talimat verdik!”  beyanının hesabı verilmeden “Başkanlık”ın B’si dahi telaffuz edilemez.

” Başkanlık” diyenler, başkanlık isteğinden önce sözde çözüm sürecinin ve o zamanki çözüm ortağı PKK’nın bombalı ölüm tuzaklarının hesabını vermelidir.
Oslo’nun, Habur’un, İmralı’nın, Kandil’in ve Dolmabahçe Mutabakatı’nın hesabı verilmeden başkanlık gündeme dahi getirilemez!

Üstü örtülen, milyonlarca doların “hayır hasenat” için ayakkabı kutularına nasıl girdiğinin, evlerde boy boy dizilen para kasalarının ve para sayma makinesinin, tapelerde yer alan ses kayıtlarının şifreleri çözülmeden, 17-25 Aralık’ın varsa “Number One”ı yargı önüne çıkarılmadan, TBMM’de 4 bakanla ilgili bir komisyon kurulmadan, bütün bunları bir “paralel” örgütün darbesi olarak söyleyip işin içinden çıkamazsınız.

” Paralel” denilen örgüt hükümete darbe yapmak istediyse, bu suça ait olan delilleri neden yok ettiniz?

17-25 Aralık aydınlatılmadan başkanlık sistemini getiremezsiniz!

Yazmaya devam etsem, dertler ciltlere sığmaz!

Ezcümle, bütün olan bitenin hesabını vermeden, ne “fiili durumu, ne sarayı, ne saltanatı…

Türkiye yanarken ne başkanlığı? 







Yorum bırakın