Halk sözde “çözüm süreci”  ile oyalanırken, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK, bölgede alan hakimiyeti, sözde karakol, sözde mahkeme ve sözde vergi dairesi kurdu.

Siyasi rakiplerine tehdit ve şantaj malzemesi üretmek için, insanların yatak odalarına kadar erişen göz ve kulağın, bölgede olan bitenden habersiz olduğu düşünülemez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir televizyon kanalında canlı yayında anlattığı gibi, “silah stokladıklarını, tabutların içerisinde içeriye silah soktuklarını ve yığınak yaptıklarını biliyorduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yığınak dediği, bombalı ölüm tuzakları!

Ne hikmetse Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede bir halk ayaklanması başlatmak için, bölücü terör örgütü PKK’nın halka 80 bin adet kalaşnikof piyade tüfeği dağıttığından bahsetmedi. Sözde karakollara, mahkemelere ve vergi dairelerine hiç değinmedi!

Vücut dilinden anlaşılan, biz onların her şeyini çözüm süreci hatırı için görmezden geldik ama onlar bizi kandırdı.

Kandıran bir avuç dış güdümlü kudurmuş bir yılan taifesi!..

Kandırılan ise binlerce yıllık geleneği, şanlı bir tarihi olan, Cihan hakimiyetleri kurmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti öyle mi?

Kendilerini uyanık, milleti saf gören bir yaklaşım tarzı!..

Vatan evlatlarına bombalı ölüm tuzakları kurulurken, dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Valilere PKK’ya operasyon yapılmaması için talimat verdik” demedi mi?

İtiraf niteliğindeki bu beyanlar, başta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere hiç bir yargı erkinin, ne dikkatini, ne de ilgisini çekti!

Birisi diyor ki, tercüme ediyorum.  Çözüm süreci boyunca, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK silah stokladı, yığınak yaptı ve bütün bunlara rağmen biz “Valilere PKK’ya operasyon yapılmaması için talimat verdik”  diyor.

Sözün özü olarak diyor ki, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık ettik. Her gün vatan evlatlarını şehit eden bombalı ölüm tuzakları bizim eserimiz.

Bir yangının olduğu doğru, her gün evlere ocaklara şehit ateşi düşüyor.

Yetmedi vatandaş açlık sınırının altında ve cinnet halinde.

Vatandaş bankaların kıskacında ve borç batağında.

Bir avuç havuzcu ve mutlu azınlık halkın sırtında sefa sürüyor!

Tehlike çanları çalıyor, bir sosyal patlamanın eşiğindeyiz.

Yargı erki ve anayasal kuruluşlar elleri böğründe olan biteni seyrediyor.

AKP’liler her şeyi Erdoğan’ın Başkanlık hayaline endekslemiş!

Davutoğlu’na yapılan bir saray darbesi ile iş başı yapan Binali Yıldırım bile fiili durumun yasal altyapısını oluşturmaktan ve Başkanlık’tan bahsediyor..

“Fiili durum”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte Rize’de kendisini halk seçtiği için, fiilen başkan olduğunu ilan ettiği açıklama. Yasal düzenleme sonradan gelir demişti.

Büyük Türk Milleti’nin şeref makamı olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanlığı makamını beğenmemektedir.

Türk Milleti’nin ferasetine her zaman güvenirim. Başkan olabileceğini zannetmiyorum ama varsayalım oldu.  Sonra ne olmak isteyecek?!..

Bütün bu olanlar karşısında soracağım soru, bu yangını kim çıkarmıştır?

TÜRKİYE “NERON’UN ATEŞİ”NDE YANMAKTA MIDIR?


Yorum bırakın