19 Temmuz 2006 günü geçirdiği bir kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Yargıtay Eski Başkanı Merhum Mehmet Uygun’un tarihe geçen “HAKİMLER, VİCDANLARIYLA CÜZDANLARI ARASINA SIKIŞTIRILMAMALIDIR” sözünü hep hatırlarım.

Bölücü Ermeni narko – terör örgütü PKK’yı Büyük Türk Milleti’nin gözünün içine baka baka arsızca ve pervasızca “çözüm ortağı” yapanların ortaya çıkan tablonun hesabını vermesi gerekmez mi?

Baldıran zehirini kim içti?!..

Büyük Türk Milleti’ne  yaşatılan zulmün adı nedir diye düşünürken, Firavun’un halkına yaptığı zulümler aklıma geldi.
Teşbihte hata olmasın!..
Ben dursam da yüreğim durmuyor, her şehit haberi alışımızda yüreklerimiz yanıyor!..
Onların hepsi geberse, bir tek Türk’ün saçı ile bile mukayese edilemez!

Bununla ilgili altyapı olması gayesiyle, İlahiyatçı Yrd. Doç. Dr. MUSA KAZIM GÜLÇÜR’ün “FİRAVUN VE GENEL ÖZELLİKLERİ”  adlı bilimsel araştırma yazısını blog yazısı olarak ayrıca paylaştım.

“Hukuk sisteminin başı resmi olarak firavundu. Firavun, yasama işlemlerinden (yasa çıkarma), adalet dağıtmaktan, hukuku ve düzeni korumaktan sorumluydu. Yeni Krallık döneminde, Kenbet olarak adlandırılan yerel yaşlılar meclisleri, mahkemelerde ufak çekişmeleri ve küçük davaları çözümlemekle görevliydiler. Daha büyük davalar ise, örneğin cinayet, büyük emlak işlemleriyle ilgili uyuşmazlıklar ve mezar soygunculuğu gibi, Büyük Kenbet olarak adlandırılan, vezir ya da firavunun başkanlık ettiği mahkemede görülürdü. Küçük suçlara verilen ceza, suçun ağırlığına göre para cezası, dayak, burun ya da kulak vb. kesme ve sürgün olabilirdi. Cinayet ve mezar soygunculuğu gibi ciddi suçlar, başın kesilmesi, suda boğma ya da kazığa oturtma suretiyle idamla cezalandırılırdı. Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi. Antik Mısır’da herhangi bir kişiye verilebilecek en ağır ceza kayıtlardan silme cezasıydı. Darbe girişimi, hanedan mensubu birini öldürmek ya da dine karşı işlenen ağır suçlarda bu ceza uygulanırdı. Bu cezayı alan kişinin o zamana kadar isminin yazıldığı her türlü kayıtlar, defterler, metinler, yazıtlar tek tek bulunur, söz konusu kişinin adı tek tek silinirdi. Bununla, bu kişinin isminin gelecek kuşaklara ulaşmaması, hiç yaşamamış kabul edilmesi amaçlanırdı.” (1)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güya “seferberlik çağrısı” nda bulunduğu konuşmasında, şehit sayısının 300’ü geçtiğinden bahsetmesi, son beyanatında da asker ve polisin içinde istihbarat paylaşımını yapmayan “paralel”  yapılanma olduğu için çok şehit verildiğini söylemesi kan donduran bir ifadedir.

Büyük Türk Milleti’ni önce 32 etnik parçaya bölmek istediler olmadı. Şerefimiz, şanımız ve gözbebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne CIA ile birlikte kumpas kuruldu olmadı.
CIA Türkiye ve Ortadoğu Uzmanı Henri Barkey’in müthiş itirafı : “AKP İLE ANLAŞARAK TSK’YI KAFESLEDİK!”

Lütfen bakınız : CIA AJANI HENRİ BARKEY’İN BÜYÜK İTİRAFI : “AKP İLE ANLAŞARAK TSK’YI KAFESLEDİK!” https://turkkoc.wordpress.com/2015/08/23/cia-ajani-henri-barkeyin-buyuk-itirafi-akp-ile-anlasarak-tskyi-kafesledik/

Şimdi sıra askerin ve polisin içerisinde fitne çıkarmaya mı geldi?..
Milli güvenliğimiz zaafa mı uğratılmak isteniyor, yoksa kendi suçlarını askere ve polise mi yıkmak istiyorlar?

Bütün bu bilgiler ışığında Büyük Türk Milleti tarih sahnesinden mi silinmek isteniyor?

AKP Hükümeti’nin Oslo’da başlatılan yılanlarla çıyanlarla işbirliği sayesinde önce Habur’da hukukun nasıl ayağa düşürüldüğünü görmüş olduk. Sonrası malum!…

Bölücü Ermeni narko – terör örgütü PKK ile “çözüm”  işbirliğini başlatırken baldıran zehiri içmekten bahsedenlerin evlerine, ocaklarına hiç ateş düştüğünü duyan var mı?

Sadece son bir – kaç ay içerisinde 300’ün üzerinde eve şehit ateşi düştü! …

Vatandaşın yatak odalarına kadar uzanan gözün ve kulağın,  ülkenin bir bölgesinde bombalı ölüm tuzaklarının kurulduğundan haberinin olmaması mümkün değil. Zaten silah stokladıklarını bildiklerini, hatta tabutların içerisinde sınırlardan içeriye silah sokulduğundan bile canlı yayınlarda bahsedilmedi mi?

“PKK’ya operasyon yapılmaması için valilere talimat verdik! ” bile denildi!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıymetli Cumhuriyet Savcıları’nın bütün bu olanlar karşısında kılının kıpırdadığını ve bir tepki verdiğini duyan var mı?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin Kıymetli Cumhuriyet Savcıları’na söylüyorum, lütfen gereğini yapınız!

Aksi takdirde kamuoyu nezdinde görevinizi yapmadığınız ve görevinizi suistimal ettiğiniz düşünülecektir.

Büyük Türk Milleti’nin Yüce Yargısı’nın saygıdeğer olduğunu, asla yıpratılmaması gerektiğini düşünenlerdenim.

Suçlu ortada ve işlediği suçları her gün birer ikişer ifade ve itiraf etmektedir.

Yapmanız gereken, söz konusu fiillerin bölücü terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık ve vatana ihanet kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine bakmaktır.

Eğer bir suç varsa ve o suç görmezden geliniyorsa, o suçu görmezden gelen de o suça ortak olmuş sayılmaz mı?

Lütfen bu yangını söndürünüz, lütfen hukukun gereğini yapınız!..

Bu düzen böyle devam ederse, DAHA KAÇ ŞEHİT GELECEK?

(1) http://www.yeniakit.com.tr


Yorum bırakın