“DEVLETTE ÇİFT BAŞLILIK” İDDİASI, BİR OTORİTERLEŞME TEMAYÜLÜ MÜ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Devlette çift başlılık olmaz” iddiası, kendilerinin Başbakan olduğu dönemlerde AKP hükümetinin çok başarılı olduğu söylemi ile çelişki oluşturmuyor mu?

Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunduğu dönemlerde “çift başlılık” olduğu için, AKP iktidarlarının başarısız olduğunu mu düşünelim?

Bugün “çift başlılık”tan şikayet eden Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan AKP teşkilatlarının çaycısına kadar herkes, geçmişte AKP için bir başarı hikayesi anlatmamış mıydı?

AKP hükümetinin başarılı olup olamadığı ortadadır. Ona girmeyeceğim!..

Bence Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı makamının Büyük Türk Milleti’nin şeref makamı olduğunun idraki içerisinde, Anayasal ve hukuki bir sorumluluk içerisinde görevlerini başarı ile ifa etmişlerdir.

Ne olduysa, herşey Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle oldu.
Her AKP’li ağzını açtığında “ilk defa halk oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı” söylemi ile bir ayrıcalık vurgulamasında bulundular.

Bir yanlışı düzeltelim, halk oyuyla ilk seçilen Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan değil, merhum Kenan Evren’dir.

Halk oyuyla seçilen Cumhurbaşkanlarının aldıkları oy oranlarını mukayese edersek, merhum Kenan Evren neredeyse Erdoğan’ın iki misli oyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 7. Cumhurbaşkanı seçilmişti.

TBMM, Büyük Türk Milleti’nin iradesinin tezahür ettiği yer değil mi?
TBMM’ye seçilen milletvekilleri doğrudan halkın oylarıyla ve “milli irade” ile sandıktan çıkmıyor mu?
Halkın vekillerinin seçtiği Cumhurbaşkanı ile halkın seçtiği Cumhurbaşkanı arasında ne fark var?
İkisi de “milli irade” ile seçilmiş olmuyor mu?
Vekilleri seçen halk değil mi?
Öyleyse bu ayrıcalık isteği niye?!..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “doğrudan halkın seçtiği Cumhurbaşkanı” söylemi ile ayrıcalıklı olmak istemedi mi?

Önce Başbakanlık için yapılan saraya yerleşip, sonra Anayasa’ya ve yasalarımıza göre suç teşkil eden “fiili durum” dan bahsetmedi mi?

“Yol işi”, haftalık muhtarlar toplantısı, örtülü ödenek ve muhteviyatı bizce meçhul birçok ilave görevleri ek madde ile kendisi için ihdas etmedi mi?

Ülke BOP ihanetinin ateşi ile yangın yerine dönmüş iken okullarda “Başkanlık Sistemi” için anket yaptırılmasını anlayabilen var mı?

Türkiye’ye Başkanlık sistemi gelince, Erdoğan Başkan olunca gece yatağa aç girenler doyacak mı?

Süt içemediği için ölen bebekler dirilecek mi?

Ülkemizin üzerinden bu kara ve kasvetli bulutlar gidecek mi?

Dağılan, dağıtılan ve içerisine şehit ateşi düşen ocaklar yeniden tütecek mi?

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanlık Makamı yoksayılmak isteniyor!

“Parlamenter sistem bekleme odasında “diyen kimdi?

” Valilere PKK’ya operasyon yapmayın talimatı verdik” diyen kimdi?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bütün bu olanlarla ilgili bir soruşturma başlatması gerekmez miydi?

Bu fiillerin suç olup olmadığı ortaya çıktığında, suç olan fiili görmezden gelenler ve görevlerini yapmayanlar için aynı suça iştirakten dava açılmaz mı?

Büyük Türk Milleti, “devlette çift başlılık” durumuna kimin sebep olduğunu gayet iyi biliyor. Onun için bir yorumda bulunmama gerek yok.

Bir gerçek var, teşbihte hata olmasın, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir orkestrayı yönetmek istiyor ama “bütün enstrümanları ben çalarım diyor” gibi.

Bu biçimde bir orkestra olur mu olmaz mı onu zaman gösterecek!

İnsan düşünmeden edemiyor, acaba “DEVLETTE ÇİFT BAŞLILIK” İDDİASI, BİR OTORİTERLEŞME TEMAYÜLÜ MÜ?



Yorum bırakın