“Epileptic” ve “şizofrenik” muhayyilelerin topluma dayatılması kabul edilemez.
Sürücü belgesi dahi alması sakıncalı olan kişilerin hasbelkader biryerlere gelebilmiş olması, onun herşeyi yapabileceği anlamına gelmez.
Aynı konuda bir gün öyle, başka bir gün böyle davranan, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş kişilerin yaşadığı travmayı topluma da yaşatması kabul edilemez.
Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin yerine, dini kisveli şer odaklarının ikame etmek istediği “CAHİLLER DİKTATORYASI”na asla müsaade etmeyeceğiz.
BOP’çu vatan hainleri bütün kuklaların sonlarının hüsran olduğunu neden bilmezler?
“Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı” olduğumuzu nasıl gözardı ederler?
Bu hasta ve bencil zihniyetin, maazallah kendilerini kurtarmak için ülkeyi ateşe atacakları endişesi içerisindeyiz.
Büyük Türk Milleti’nden çaldıklarının ve vatana ihanetlerinin hesabını vermeden cehenneme dahi gidemezler.
Şunu iyi bilsinler ki, Atatürk’ün Türk Gençliği’ne hitabesinin muhtevasına müdrik Türk Gençliği ve Büyük Türk Milleti’nin bizatihi kendisi, milyonlarca insan ihanet odaklarının nefesini kesebilecek güçte ve kararlılıktadır.
Büyük Türk Milleti’nin kahraman ordusu, gözbebeğimiz ve Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) ‘e atfen Büyük Türk Milleti’nin “PEYGAMBER OCAĞI” olarak telakki ettiği Türk Silahlı Kuvvetleri’ ne CIA ile birlikte kumpas kuran vatan hainleri, öncelikle bu ihanetlerinin hesabını Bağımsız Türk Yargısı’na ivedi olarak vermelidir.
Yargı Erki’nin “hukukun üstünlüğü”nün yeniden tesisi konusunda hassasiyet göstermesi milli ve mesleki sorumluluğudur.
Siyasi iktidarların, onun bunun yönlendirdiği ve siyasetin gölgesinin düştüğü hukuk adalet dağıtamaz.
Bu ” ak akıl”, Büyük Türk Milleti’nin kanla irfanla kurduğu fazilet rejimi cumhuriyetimizi bırakıp, Atatürk ilke ve inkılaplarından sapıp, “CAHİLLER DİKTATORYASI”na boyun eğeceğimizi mi düşünüyor?

