“Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. ” (A’raf Sûresi, 31. Ayet)
Yüce Allah’ın sevmediğini biz niye sevelim?
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV),” İşi ehline veriniz! ” diye buyurmuyor mu?
İşi ehline verdik mi sevgili kardeşlerim?
Devleti yönetebilmek için devletin manasını bilmek lazım. Devletin sahibi Büyük Türk Milleti’nin değer yargılarına saygı duymak gerekli değil mi?
Milletimizin milli harsını, dilini, dinini, kültürünü ve mukaddesatını muhtevasında bulunduran milliyetçiliği ayağının altına alan kimdi?
Milliyetçilik : Milletinin değer yargılarına bağlı kalarak, onun çağdaş uygarlıklar seviyesine yükseltilme ülküsüdür!
” Oldum! ” deyince olunuyor mu?
Paradan sıfır atma işinin bir aldatma ve sihirbazlık işi olduğu anlaşıldı mı? AKP öncesi hane halkının durumu iyi değildi ama bu kadar da çığırından çıkmamıştı.
Refah seviyesini hane halkının kullandığı buzdolabı ile izah etmeye çalışanların, buzdolabının içinin bomboş olduğundan bihaber olduğunu düşünmek bile istemiyorum.
Devleti yönetenlerin öncelikle insan onuruna saygı duyması gerekmez mi?
Evlatlarını maden kazasında kaybedip vatandaşların yardımını “benden daha kötü durumda olanlar var” diyerek kabul etmeyen onurlu vatandaşlarımızdan da mı ders almadılar?
Atatürk’ün Çankaya köşkünü beğenmeyip; açlık, yokluk ve yoksulluğa duçar eylenen halkın parasıyla kendilerine saraylar yaptıranlar ve saçma “külliye” masalları ile saltanat hevesine kapılanlar, sıkıştıkları anda kendilerine saltanat kurmadıklarını ve bu yapılanların milletin itibarını artırdığından dem vuruyorlar.
Kendi bakış açılarına göre doğru söylediklerini varsayalım, peki yaşamlarını idame ettirebilmek için çöpten yiyecek temin etmeye çalışan insanlarımızın oluşturduğu tablo onları ürkütmüyor mu, bu tablodan utanmıyorlar mı?
Bu milletimizin itibarını zedelemiyor mu?
“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.”
Hz. Ömer (r.a)

