Ülkenin içinde bulunduğu içler acısı yönetilememe  durumunun nedeni  tamamiyle zihniyet sorunu veyahut yönetenlerin idrak yanılgısıdır.

Bir yerde işin ehli olmamak ta bu işin en başlıca nedenidir.

Merhum Cemil Meriç’in, “Aydınların aydınlatamadığı halkı şarlatanlar aldatır!” sözü de düşündürücüdür.

İşin en trajikomik yanı ise YARGI ERKİ’nin bütün olan biteni elleri böğründe izliyor görüntüsü vermesidir.

“Adalet mülkün temelidir! ”

Adaletin olmadığı yerde ne huzur, ne de bereket olur.

Hukuk üstün ve saygıdeğer olmalıdır!

Ülke sanki bir kişinin elinde oyuncak olmuş. Kimseye karşı sorumluluğu yok ama yetkili!

Bir sakat durum da, Afrika’daki yerli kabile liderleri gibi ülkemizde liderlere körükörüne itaat edilmesi ve liderlerin kutsanmasıdır.

Bu durum beraberinde bazı insanüstü özellikleri liderlere atfetme durumunu da ortaya çıkarıyor.

Her oyunun kendine has kuralları vardır ama demokrasi bir oyun veyahut birilerinin ifade ettiği gibi bir “tren”  değildir.

Demokrasi, kuralları olan ve topluma katkı sunan, bireysel özgürlüklerin ve insan haysiyetinin vazgeçilmez unsurudur.

Demokraside şeffaflık esastır. Demokraside hile, hülle ve SEÇSİS aldatmacası yoktur!

İddia ediyorum ki, demokratik haklara riayet edilen, hukukun gözetiminde SEÇSİS düzeneği olmadan adil bir seçim olsa ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan veyahut AKP bütün haşmetiyle seçime katılsa alacağı oy %20’yi geçmez.

Katılımcıları tenzih ederim ama demokrasiyi “araç” veyahut “tren” olarak görenlerin düzenlediği ve nezaret ettiği bir seçime katılıp başarı beklemek çok saflık olmaz mı?

Maalesef seçime katılan diğer siyasi partiler de dahil olmak üzere hepimiz bu demokrasi oyununun ve SEÇSİS düzeneğinin masum figüranlarıyız!

Ülke adım adım bataklığa doğru sürüklenmektedir.

Uygulayıcıları sayesinde demokrasi kara değil, karanlık bir tren olmuş ve Atatürk’ün kurduğu fazilet rejiminin yerine bir diktatörlük algısını yerleştirmek istemektedir.

Ancak bir gerçek gözardı edilmemelidir, Büyük Türk Milleti geçmişte benzer oyunları bozduğu gibi bu oyunu da bozacaktır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), “ALDATANLAR BİZDEN DEĞİLDİR!” diye buyuruyor.
Kaba softa, ham yobaz ise aldatanlara oy verdiği takdirde cennete gideceğini umuyor!

Mustafa Mutlu’nun Vatan Gazetesi’nde Zahid Akman ile ilgili yazdığı yazısının içinden bir “anekdot”u sizlerle paylaşmakta fayda görmekteyim.

Birilerinin mahkeme kararlarını niye takmadığını,Bağımsız Türk Yargısı’na niye diklendiğini ve SAYIŞTAY’a neden hesap vermek istemediğini anlamamız açısından bu ” anekdot” önemlidir.

“Necmettin Erbakan, 1965-1969 yılları arasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde Genel Sekreter olarak görev yapmıştı. Başkan Sırrı Enver Batur görevini bırakınca Başkanlık görevini Erbakan üstlendi. Ama dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Genel Sekreterlik için seçilen bir kişinin Başkanlık yapamayacağını öne sürerek dava açtı.  Sonunda Mahkeme, Erbakan’ın görevden alınmasına karar verdi.
Fakat o, görevi bırakmamaya kararlıydı. 8 Ağustos 1969’da kendisini makam odasına kilitledi. Ancak polis zoruyla çıkartılabildi!” (1)
(1) Mustafa Mutlu – Vatan

EĞER BİR TOPLUMDA DİKTATÖRLÜK ALGISI OLUŞMUŞSA, O TOPLUM DİKTATÖRLERİN SEÇİMLE GİTMEYECEĞİNİ DE İYİ BİLMELİDİR!


Yorum bırakın