Kim kim ile kavgalı ki, sürekli barıştan sözediliyor?

Kastedilen Türk- Kürt kavgası ise, böyle birşey sözkonusu değil. Kürtler de her Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı gibi Büyük Türk Milleti’nin ayrılmaz bir parçasıdır.

Eğer 40 binden fazla asker – sivil vatandaşımızın katili bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK ile barışmamız isteniyorsa, küresel kumandalı piyonlar iyi bilsinler ki Büyük Türk Milleti yılanların oyununa gelmez.

Önce teşhisi doğru koyalım.

Sorun tek başına terör sorunu değil, küresel dış destekli bir başkaldırı ve vatana ihanet sorunudur.

Bazı siyasi partiler, meslek odaları, sendikalar, adına STK denilen kuruluşlar Ankara Garı’nda patlatılan bombada dahlinin olup olmadığını  kendi vicdanlarında sorgulamalıdırlar.

Bu sorgulama bilhassa “çocuğumu kandırıp mitinge getirmişler” diye feryat eden anneyi duyanlar için gereklidir.

Bu feryadı duyanlar, duymayanlara haber vermeli ve “nerede hata yaptık?” denmelidir.

Çoluk çocuk, genç ihtiyar, kadın erkek ayrımı yapmadan katledilen o insanlarımıza yazık değil mi?

“Barış” adlı bir mitinge Ankara Valiliği nasıl izin vermiştir?

“Kim kim ile savaş halinde de barış mitingi düzenliyorsunuz ?” diye keşke sorsaydı!..

Müzakere, barış ve çözüm adıyla dış dünyaya bir ayrılıkçılık mesajı mı verilmek istenmiştir?

Hükümetin aczi ve çaresizliği hakkında birşey söylemeye gerek var mı?

Büyük Türk Milleti, hipnoza alınmış ve telkinle robotlaştırılmış intihar eylemcisini değil, telkinle bir silah halini almış intihar eylemcisini kullanan mihrakları merak etmektedir.

Dış ülke Büyükelçilikleri bu eylemin istihbaratını önceden nasıl alabiliyor da MİT  alamıyor?

Bir devletin istihbaratı bilgi alamıyorsa, o devletin kulağı sağır sayılmaz mı?

Eğer istihbarat bilgi alıyor ve gereğini yapmıyorsa bu daha vahim bir durum değil midir ?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sağduyulu, “yurtsever” ve dürüst bir siyasetçidir. İyi niyetinden zerre şüphemiz yok.

Ancak birbirleriyle çelişen davranışlar sergilediklerini belirtmekte fayda görüyorum.

Hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve üniter yapının yanında, hem de bölücü unsurlara sempati ile bakılamaz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasına ve üniter yapımıza karşı planlı bir saldırı sözkonusudur.

CHP, bölücü unsurlar ile arasına mesafe koyamazsa AKP’den ne farkı olur?

Barış kisveli ihanet tuzağına düşmememiz lazım.

Allah aşkına söyleyiniz kim kim ile savaşmış ki barıştan sözediliyor?!

Eli kanlı bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK ve işbirlikçileri yaptıklarının hesabını bağımsız Türk Yargısı’na vermelidir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin olaylara bakışı daha soğukkanlı ve yaklaşımı gerçekçi bir yaklaşımdır.

Hırsızlar, haramiler ve vatan hainleri Büyük Türk Milleti’ne hesap vermek zorundadır.


Yorum bırakın