“Müslümanım” diyen PKK ile “çözüm ortağı” olur mu?

Çocukluk dönemini travma ile geçirenlerin topluma travma yaşatması kaçınılmazdır.

Gerçek kişiliğin oturmayışı, “bir gün öyle, bir gün böyle” davranış, bağırıp çağırmak ve sürekli öfke hali. Öfkesini kontrol edememek. Ağzından çıkan sözün muhakeme merkezinde süzülmeden çıkması. Rüzgara göre yön değiştirme. Bulunduğu ortamın rengine bürünme. Sürekli yalan söyleme. Mübalağalı davranış. Kendisini dev aynasında ve en büyük görme durumu.
Bu ve bunun gibi birçok davranış biçimi kişinin “duygu durumu” nun endişe verici olduğunun habercisidir.

“Epileptik” ve “şizofrenik” muhayyilelerin sağlıklı düşünmenin önünde engel olduğu da bilimsel bir gerçektir.

Bir örnek vermek gerekirse, “epileptik” ve “şizofrenik” muhayyilelerle SSCB’nin bir dönemine damga vuran Stalin’in, kendi diktatörlüğünü eleştiren ve eski dava arkadaşı olan Maksim Gorki’ye neler yaptığını bilmekte fayda var.
Igor Gouzenko’nun BİR DEVİN DÜŞÜŞÜ (The Fall of a Titan) adlı kitabının kahramanı Mihail Gorin Maksim Gorki’dir.

Bütün toplumu, çevresindekileri “epileptik” ve “şizofrenik” dünyasına hapsetmek isteyenlerin, topluma kan, gözyaşı ve acıdan başka birşey veremeyeceği bilinmelidir.

Kendi sonları da hüsrandır!

Publilius Syrus’un güzel sözü : “Neyin önden gittiğine ve neyin onu takip ettiğine dikkat edin.”

Derinliğine bir ilim sahibi olmayan, Türkiye ve Türk Milleti hakkında hiçbir bilgisi olmayan, dünyayı siyah-beyaz gören bir zihniyetin bu toplumu mutlu etmesi mümkün mü?

Bilimsel tahlil ve tarihi örneklerden günümüze gelelim.

Aklı başında bir müslümanın, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK ile ne işi olabilir?

“Müslümanım” diyen, içinde Büyük Türk Milleti’ne ait değer yargıları olan, dini, dili ve milli harsı bulunan “milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım” der mi?

“Duygu durumu” yerinde olan birisi, CIA Türkiye ve Ortadoğu Uzmanı Henri Barkey’in Utah Üniversitesi’nde verdiği konferansta yaptığı müthiş itirafında belirttiği, “TSK’YI AKP HÜKÜMETİ ELİYLE KAFESLEDİK!” fiiline katılarak, Büyük Türk Milleti’nin Milli Ordusu’na kumpas kurar mı?

“Duygu durumu” yerinde olan ve “müslümanım” diyen, bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK ile Oslo’da görüşür mü?

Habur rezaletini ve çadır mahkemeleri utancını bu millete kim yaşattı?

“Duygu durumu “yerinde olan ve” müslümanım” diyen, askeri kışlaya, polisi karakollara hapsedip, yılanların silah stoklamasına, sözde vergi adı altında haraç toplamasına, sözde mahkemeler, sözde karakollar ve alan hakimiyeti kurmasına seyirci kalır mı?

PKK’ya operasyon yapılmaması için Valilere talimat verir mi?

AKP’ye oy veren, onu destekleyen, onun kurucusu olan ve AKP’nin milletvekili olan sağduyu sahibi, samimi, dindar ve milli hisler ile mücehhez olan herkesin, AKP’nin kuruluşundan bugüne herşeyi sorgulamasında vicdani ve ahlaki sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

BOP Eşbaşkanlığı ve BOP’un TBMM’de araştırılmaması ve Bağımsız Türk Yargısı tarafından da soruşturulmaması ayrı bir vehamettir.

TBMM’nin üzerinde hangi irade vardır ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o zamanki Başbakanı’na BOP ödevi verir ve kendisini BOP Eşbaşkanı olarak görevlendirir?

Bu övünülecek birşey midir?

Bu bir utanç değil midir?

Ya “Türkiye’deki Yahudileri koruma çabalarından dolayı” dönemin Başbakanı’na ödül veren Amerikan Yahudi Kongresi (ACJ) ve ödülün bütün serüveni.

Bunlar yenilir, yutulur şeyler mi?

Bu ülke, bu hale nasıl geldi?

Doğru ile yanlışı ayırdetmekte ölçüye bakmayan ve muhakeme merkezini kullanmayan insanların, ruhlarını şeytana kiralamış veya satmış olduklarını söylesem çok mu ileri gitmiş olurum?

Diyanet’in kıymetli fetva birimi yanlışımız varsa lütfen düzeltsin!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kendi alanlarıyla ilgili soruşturmayı ivedi olarak başlatması kanuni sorumluluktur.

Eğer onlar görev ve sorumluluklarını yerine getirmekte tereddüt gösterirlerse ülkede kaos hakim olur.

İtibarı AKP sayesinde hızla düşen Bağımsız Türk Yargısı’nın “hukukun üstünlüğü” ilkesi ile ilgili şanlı bir başlangıç yapmasında fayda var.

Hukukun olmadığı yerde ne huzur, ne bereket olur!

Duyarlı ve vatansever vatandaşlar olarak lütfen sorgulayalım:

“Müslümanım” diyen PKK ile “çözüm” ortağı olur mu?

Saygılarımızla,

30 Eylül 2015


Yorum bırakın