Öncelikle kendi egomuzu yıkmamız gerektiğini bu seçim bize öğretti.
Merhum Ziya Gökalp, “Ümitsiz fertler hodgâm ve menfaatperesttirler ” diyor.
Doğru değil mi?

Allah rahmet eylesin ama ilk yıkım merhum Menderes ile başladı. O günlerin Türkiye’si yolun bașındaydı ve milli devletten tavizler verilmeye o zaman bașlandı.

Küresel emperyalizm veyahut diğer adıyla Siyonist Protokolları merhum Menderes’in döneminde uygulanmaya başladı.

İzmir Çeşmealtı’nda ses geçirmeyen, dinlenemeyen ortamlarda yapılan Bilderberg toplantıları, AKP iktidarı döneminde beș yıldızlı otellerde aleni yapılmaya bașlanmadı mı?

Bu ne demek?!
Virüs bütün vücudu sarmış demek değil mi?

Siyonizm konusunu dünyada en iyi bilenlerden olan büyük fikir adamı merhum Ziya Uygur beyden siyonizm konusunda çok șey öğrendim ve bizzat bana anlattığı, ülkemiz için tehlike dediği herșey birer birer gerçeklești.

Merhum Hüseyin Nihal Atsız beg ve Merhum Ziya Uygur begin uyarılarını dikkate almayan ülkem çok büyük tehlike ve tehdit ile karșıkarșıyadır.

Merhum Bașbuğ Alparslan Türkeș’ten sonra Milliyetçi Hareket Partisi kendisine bir yol bulamamıştır.
Gerektiğinde milyonları yürütecek bir Bașbuğ yoktur artık!..

Sayın Devlet Bahçeli çok dürüst, insani vasıfları yüksek ve iyi bir devlet adamı ama bu fırtınalı dönemlerde gemisini yüzdürmekte zorlanmıștır.
Bugünkü șartlarda MHP’nin birinci parti olması gerekmez miydi ?
Son 13 yıla baktığımızda ülke içeriden ve dıșarıdan kușatılmıștır. MHP’nin ve Türk Milliyetçileri’nin caydırıcılığı kalmış mıdır?
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye göre :
“MHP ve Türk Milliyetçileri son sözünü söylememiștir! ”
Doğru,  son söz söylenmemiștir ama bu son söz nedir?
Ne zaman söylenecektir?
” Türk Milliyetçiliği” bir kirli ayağın altındayken söylenmeyecekse, Türk Ordusu’na kumpas kurulurken, mukaddes ülke toprakları bölücü Ermeni narko-terör örgütü PKK’ya terkedilirken söylenmeyecekse ne zaman söylenecektir?

HDP, bağlantıları dikkate alındığında, demokrasi oyununda Türk Vatanı’na ve Türk Milleti’nin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı HDP’nin bağlantılarını hukuki açıdan değerlendirmeli ve gereğini yapmalıdır.

Bu seçimin tek kazananı MHP’dir. Ancak bu sonuç ile MHP’nin misyonu örtüșmemektedir.

Bu seçimin kaybedeni AKP – HDP – PKK bloğudur. Tek fark, AKP içinde siyaset yapan ve PKK’lı teröristler için “canım, ciğerim” diyenlerin sayısı kadar milletvekili HDP’ye geçmiștir.
7 Haziran öncesi ve sonrası AKP – HDP – PKK sözde “çözüm” ortaklarının milletvekili sayıları karșılaștırıldığında, 7 Haziran sonrası AKP – HDP – PKK bloğunun milletvekili sayısı düșmüștür.
Bu arada tek başına iktidar olamayan AKP’nin “burnu sürtülmüș” gibi güya ama mücbir sebepler olmazsa yeniden AKP – HDP ittifakı İmralı – Kandil yılanlarının iradesi ile kurulacaktır.

CHP’yi CHP’liler tartıșacaktır !..

Bir gerçeği yeniden idrak edelim. Bu adil olmayan seçim sistemi ve hukuksuzluklar ile yine seçmenin iradesi sandıktan çıkmamıștır. Yüksek baraj, SEÇSİS, hile, hülle ve hukuksuzluklar millet iradesine tuzak kurmuștur.
Yine hepimiz bu demokrasi oyununun figüranı olduk!


Yorum bırakın