Cumhurbaşkanlığı makamı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Milleti’nin şeref makamıdır. Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlık yemini vardır ve partilerüstü bir konumda bulunma zorunluluğu vardır.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri dahil herkes Anayasa’ya ve yasalara uymak zorundadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğer tarafsız olamıyorsa ve Başkanlık Sistemi için bir siyasi mücadele başlatmış ise, bulunduğu şeref makamına halel getirmemek için istifa edip,  “400 milletvekili” istediği partisinin başına geçmelidir.

Yargı erkinin bütün bu olanları seyrediyor olması kabul edilemez.
Hukuk devletine inancımızdan ve Yargı erkine saygımızdan bu davranışın ne manaya geldiğini kıymetli Cumhuriyet Savcılar’ımıza ve Yargıçlar’ımıza bırakıyorum.

Cumhurbaşkanlığı makamının tartışmaların içinde olması bizleri derinden yaralamaktadır.

Başkanlık sistemi, ister “Türk usulü” olsun, isterse “ABD usulü” , Türkiye Cumhuriyeti Devleti için uygulanması zor bir “ütopya”dır.

Gelelim Çanakkale’de Romanlar’ın organizasyonunda bir kız çocuğunun okuduğu ” Osmanlı Evladı” şiirinin Erdoğan’ı duygulandırıp duygulandırmadığı konusuna, eğer kendileri bu şiirden duygulandı ise, iyi bilmelidir ki, Osmanlı da Türk evladıdır.  Osmanlı, Türk ve İslam’dır. Halbuki bir seçim akşamı, kendilerine teveccüh gösteren ve oy veren Türk seçmenine teşekkür edecek yerde, kendileri balkonda “Türk değilim”  demişti.

“Yeni Osmanlı” ve “Yeni Türkiye” içi boş, saf kulaklara üflenmiş küresel bir tuzaktır.


Yorum bırakın