MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile o zamanın AKP Genel Başkanı ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki “ŞEREFSİZ” polemiği 2010 yılının temmuz ayında yaşanmıştı. 12 Eylül referandumu öncesi “HAYIR” kampanyası yürüten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, birçok kez AKP Hükümeti ile İmralı arasındaki müzakereleri ve AKP Hükümeti’nin terör örgütü PKK ile işbirliğini gündeme getirmişti.
O zamanın Başbakanı Erdoğan da, Bahçeli’nin iddialarına Kayseri mitinginde çok sert bir cevap vermişti.
“Bizim dört kez bunlarla (terör örgütü PKK) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir. Biz terör örgütü PKK ile hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zaman da oturmayacağız. Bizim felsefemizde, anlayışımızda böyle bir şey olamaz. Kendilerine baksınlar. Teröristbaşını asma sözünü kim verdi?. Tayyip Erdoğan’ın başında bulunduğu iktidar hiçbir zaman terör örgütü PKK ile masaya oturmaz. Biz milletin avukatlığını yapıyoruz. Ey CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Bahçeli, bizim masaya oturduğumuzu iddia ediyorsanız ispat etmek zorundasınız. Eğer bunu ispatlamazsanız müfterisiniz.”
O zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bu sert çıkışından 599 gün sonra Nisan 2012’de o zamanın MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili bir soruya, “O benim sır küpüm. İmralı’ya da gönderen benim, Oslo’ya da gönderen benim” şeklinde cevap vermişti.
Recep Tayyip Erdoğan, 27 Eylül 2012’de katıldığı bir televizyon programında da, Hakan Fidan’ı Abdullah Öcalan ile görüşmeye gönderdiğini itiraf ederek “Biz statükoyu nerede kırdık, adaya danışmanımızı göndermek suretiyle kırdık. Oslo’ya göndermek suretiyle kırdık” demişti.
O zamanın AKP Genel Başkanı ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, şu an Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şeref makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamında Türk Milleti’ni temsil etmektedir.
Kendilerini her türlü muallakta düşünceden tenzih ederiz ama bir taraftan da bölücü Ermeni narko – terör örgütü PKK ile “müzakere” yapanlar var.
50 Milyar doların üzerinde kayıt dışı finansal kaynağa sahip olduğu ifade edilen bölücü terör örgütünün, bu gelirleri elde edebilmek için uyuşturucu, kadın ticareti, insan kaçakçılığı, kiralık katillik, organ ticareti ve gasp olmak üzere birçok yüz kızartıcı suçu işlediği bilinmektedir.
Bölge halkı üzerinde nüfuz kurabilmek ve baskı oluşturabilmek için, ( bölge halkına ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne gözdağı vermek için) asker, polis, korucu, öğretmen, doktor, hemşire, ebe, sivil vatandaş ve kundaktaki bebeği bile gözünü kırpmadan katletmişlerdir.
Şimdi bir şeyi merak ediyorum, böyle aşağılık bir güruhun elini dindar ve muhafazakar seçmen tabanı olan dinibütün AKP’liler sıkıp onlarla “müzakere” yapmıyorsa, bu zillete katlanan ve bölücü Ermeni narko – terör örgütü PKK ile “müzakere” yapan “ŞEREFSİZ” kim?

