Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in vefatı ile dava bitmedi.Bizlere daha büyük sorumluluk yükledi.

Herkes fanidir. Dava esastır.Esasta Ülkücülük Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’in yoludur.Onun Sahabelerinin yoludur. Evliyalullah’ın yoludur. Alparslan’ın, Fatih’in, Atatürk’ün ve Alparslan Türkeş’in yoludur.
Ülkücülük bir karasevdadır. Ülkü ise nazlı gelin.
Ülkücülük ümittir..İmanın zirve yapmış halidir. İmanın heyecanlı haline ülkücülük denir.
Üstad Necip Fazıl’a göre ” Kim var denildiğinde, sağına ve soluna bakmadan ben varım diyen bir gençlik” .
İnandığı davası için, vatanı ve mukaddesatı için gözünü kırpmadan ölüme giden bir gençlik.

Süleyman Özmen, Dursun Önkuzu ve binlerce şehit ülküdaşımızın ayrı ve hüzünlü hikayeleri vardır.
Yusuf İmamoğlu ülküdaşımız komünist kafirler tarafından şehit edildiğinde cebinden 35 kuruş çıkmıştı. Otopside de 3 gündür aç olduğu yazıyordu.
Ülkücüyüm demek kolay ama ülkücü olmak çok    zordur.
Ülküsü için gençliğinin baharında toprağa düşen şehit kardeşlerimizin içleri döviz dolu ayakkabı kutuları, sıra sıra dizilmiş çelik kasaları ve sıfırlayacakları milyar avroları hiç olmadı.
Zaten öyle idealleri de yoktu.

Sahabeden Ebazer Gıfari ( Ebu Zerr el Gifari)’nin sloganı neydi ?
“Stokçular için yaşasın cehennem !”
Kardeşleri aç iken para ve mal stoklayanlar için söylemişti bunu.
Sevgili Peygamberimiz (SAV) Ebazer’e “Ya Ebazer !  ne güzel insansın” buyurmuştu. Hatta Ebu Zerr el Gifari’nin davasında yalnız kalacağını ve yalnız öleceğini söylediği de rivayet olunur.

Ülkücülük imanın zirve yapmış hali demiştim.
Ülkücüler Leylasını arayan mecnun gibidir.
Allah (CC) bu ülkü uğrunda şehit olanların mekanlarını cennet eylesin. Bu memleketi ülkücüsüz bırakmasın !
12 Eylül 1980  öncesi  bir şehit gazeteci-yazar abimizle Cuma için bir camiye gittik.
İlk bakışta caminin duvarlarında kızıl emperyalizmin kocaman orak-çekiçi  gözümüze ilişti.
Namazımızı kıldıktan sonra “musafaha” faslı  falan derken imam efendiyi bekledik. Onunla da musafaha ettikten sonra, yazar abi “hocam bu yazı kaldırılmadan bu camide namaz kılınıp kılınamayacağı  tartışmalıdır” dedi. Nazik bir şekilde, “lütfen bu yazıyı caminin duvarından sildirir misiniz” dedi.

Hutbede aslan gibi kükreyen hoca  ne yaptı biliyor musunuz ?
“Ben sağa sola karışmam” diyerek hızlıca yanımızdan uzaklaştı.
O pisliği oradan temizlemek yine yiğit ülkücülere düştü.

O hocanın zihniyeti bugün bölücü Ermeni terör örgütü PKK elebaşılarıyla, bebek katilleriyle sözde “müzakere” ve “çözüm” işbirliği yapıyor. Onbinlerce masum asker, polis ve sivil vatandaşlarımızın Kürt kılığına girmiş katilleri ile “barış ve kardeşlik projesi” tesis etmeye çalışıyorlar.
Doğrusu, katillerin önünde diz çöktüler ve onlar ne isterlerse onu yapıyorlar.
Ustanın çırağı ise, tıraşa “kol koparma” nidalarıyla devam ediyor.

Yapılacak çözüm bellidir. Doğuda ve batıda her vatandaşımızın refah seviyesini yükseltmek, milli gelirden adaletli pay ve adam kayırmaya son vermek.
Yolsuzluğu ve yoksulluğu bu milletin hayatından çıkardığımızda sorun kendiliğinden çözülür.

Doğu’da bir Kürt sorunu yoktur. Açlık ve yoksulluk vardır. Halk çaresiz. Sosyal ve milli devletin yerine doğu ve güneydoğu anadolumuzda bölücü Ermeni terör örgütü  PKK ikame edilmeye çalışılıyor.
Yoksulluk ve yokluk Türkiye’nin genel manzarası.

Birileri milletin sırtından Kaç(ak) Saray’da yedi yıldızlı saltanat sürerken, halk açlık ve yoksulluktan cinnet geçiriyor.
Yandaş tv kanalları propaganda ile herşeyi iyi gösteriyor. Sızlananların imdadına da arasıra makarna ekseriyetli kumanya paketi yetişiveriyor.
Türk halkı açlıktan ölse açlığını söyleyemez.
Öğün sayıları bire kadar düştü.

Kürtçe ve kültürel haklar tamamıyla kuyruklu yalan.
12 Eylül 1980 ihtilal sonrası sıkıyönetimin olduğu Diyarbakır’da bugünkü gibi Kürtçe konuşuluyordu ve minibüslerde Kürtçe kasetler bangır bangır bağırıyordu.
Bunun şahidiyim !..Diyarbakır’da Aslanpalas adında bir otelde uzun süre konaklamıştım.Diyarbakır’dan Kulp’a kadar bindiğimiz minibüste kürtçe kaset çalınmıştı.
Kürtler bu işin masum figüranları. BOP’un Eşbaşkanı gerçi halktan  gizliyor ama tv konuşmalarında yapılacakların ipuçlarını vermiş “Diyarbakır yıldız olacak” demişti.

Bugün ortadoğu’da BOP’un silahlı kanadı IŞİD şeytani terör örgütü ile Peşmerge Büyük İsrail için koridor oluşturuyorlar. İsrail ise Kürt devletini tanıyacağını hemen ilan etti. Sevsinler sizin Kürt devletinizi. Fırat’tan Nil’e Büyük İsrail.

BOP Eşbaşkanı Ermenilere taziyeyi boşuna yayınlamadı. “Çözüm” işbirliği yaptığı bölücü Ermeni terör örgütü PKK ile doğumuzdan başlayan Büyük Ermenistan’ı da kurmak için fırsat kolluyorlar.

Ah benim saf halkım !..
“Dik dur eğilme. Türkiye seninle” diye kendini parçalıyor.
Siyasi polemiklere ve günlük siyasete girmeyeceğim için burada noktayı koyuyorum.
Ezcümle: Eğri büğrü değil, dosdoğru olmalıyız.
Ümitsiz olmayalım, şüphesiz bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir.
Ölçü bellidir..
DİK DUR EĞİLME,
KÜRESEL İHANETE YENİLME!..


Yorum bırakın